She lost his soul to a man so heartless..
  Dünyanın en güzel ve en güvenli yeriydi kollarının arası. Bunu sana ilk defa sarıldığım zaman hissetmiştim. Ve anlamıştım ki huzuru bulabileceğim tek yer olduğu kesindi. Belki de senin boyun benden uzun diye böyleydi değil mi. Bana kocaman sarıldığında koynuna gömülüp kaybolduğum içindi. O güzel kokunla sarhoş olduğum için. Ya da kim bilir belki de o anda saçlarımı öpmen hoşuma gittiği için. Belki de sonrasında başımı kaldırdığımda gözlerinle karşılaştığım için. Belki de seni çok sevdiğim içindi. Peki sevgilim, bana sonsuza kadar sarılır mısın?
Kadınlar kendilerine güven veren erkeklere aşık olurlar.

Fakat bu “beni aldatmaz” güveni değil, “o varken bana bir şey olmaz” güvenidir.

Başkadır, huzurludur.
Gibi

   Aşk, 3 harf. Hayattan kısa, hayat kadar gerçek. İhtiyaç adeta. Uyuşturucu. Sevgiden öte, çok çok öte, bağımlılık, istek, arzu, tutku. Bir günü nasıl öğünlere bölüyorsan, aşk da hayatındaki öğünlerden biri. Ucurumdan düşerken bir anda birinin seni tutması gibi. Hayır saçın kötü olmamış yine her zamanki gibi çok güzelsin gibi. Tabii ki tatlımı seninle paylaşırım gibi. Gecenin köründe uyandırdığın için tabii ki de özür dilemene gerek yok gibi. Seninle kahvaltı edip işe geç kalmam kesinlikle sorun olmaz gibi. Seninle banyoya girip sırtını sabunlamamda ve bunu yaparken kıyafetlerimi sırılsıklam yapmanda hiçbir sakınca yok gibi. İstediğin kanalı izleyebilirsin ben zaten izlemiyordum, ama seninle o kanalı izlerim gibi. Bu akşam yemeği tabii ki ben yaparım yeter ki sen iste gibi. Kilo alman benim için asla sorun olmayacak gibi. Gözlerinde boğulmak istiyorum gibi. Kolama tükürmüş olman benim için hiçbir sorun teşkil etmiyor gibi. Kafama patates atabilirsin gibi. Suratıma yapıştırdığın pastayı dudaklarınla temizlemen çok hoşuma gider gibi. Evi ben temizlerim sen alışverişe çık gibi. İçkimiz bitmiş hadi sevişerek yas tutalım sonra da gidip içki alalım gibi. Tırnaklarına oje sürerken başının dizimde olması çok hoşuma gider gibi. Seni sadece öperek dünyanın en mutlu insanı yapabilirim gibi. “Bebeğin altını ben değiştiririm sen uykunu bölme” desen de seninle birlikte uyanırım gibi. Beni burnumu ısırarak uyandırman çok tatlı olur gibi. Strip poker oynarken bilerek kaybetmem karşılığında üstünü çıkarman çok iyi bir anlaşma olur gibi. Sen ağladığında benim gözlerimden de yaşlar süzülür gibi. Deliler gibi kavga ettik ama televizyondaki romantik film çok güzelmiş hadi sarılarak izleyelim gibi. Bazen sinirlenip gidebilirim ama benim yerim dizinin dibi gibi. Yemek kötü olmuş ama ben seni yiyerek de doyarım gibi. Seni asla bırakamam gibi. Benim için yaratılmışsın gibi. Kokunu içime çekmenin uyuşturucu etkisi yaratması gibi. Dünyanın en mükemmel varlığına sahibim gibi. En çok da; “sen gibi. “Biz” gibi. Aşk sensin. Gibisi gereksiz.

“Hiç kimse sevdama senin kadar yakışmadı ve sevdam hiç kimseyi senin kadar yaşatmadı.”

    Senden önce yoktum. Yaşamıyormuşum meğerse. Bir amacım yokmuş, tamamlanmak için bekliyormuşum, arayış içerisindeymişim de haberim yokmuş. Ama sonra sen geldin. Ve bir dokunuşun, bir bakışın, bir öpüşün nasıl da büyük bir hazza dönüştüğünü gördüm. Mesafelerin aşılabileceğini gördüm. Sevmeyi öğrettin bana. Aşkı, değer vermeyi, umursamayı, özlemeyi öğrettin. Hayatımda ilk kez birine güvenmenin ne demek olduğunu anladım. İlk kez korkmadan, kaygısız yaşadım aşkı. Dünyayı yaşanılır bir yer kıldın sen bana. Gerçekleştirecek kişi sen olduğun için, hayal kurmak da artık daha bir güzel geliyor sayende. Ve sen, hayatımda hep yanlış yapan bana, doğru bir seçenek oldun.

   Hani böyle hiçbir şey düzelmeyecekmiş, sanki aramızdaki soğukluk asla geçmeyecekmiş, her şey daha kötü olacakmış gibi hissettiğimiz zamanlar vardı ya; işte sen o zaman bana “Sevgiyi hissetmek değildir önemli olan. Önemli olan, inanmaktır. Bazen kötü şeyler olur ve sevgi aşamaz mesafeleri. İşte o zaman inanmalısın ve seni sevdiğimi düşünmelisin. Ancak bu şekilde aşabiliriz mesafeleri.” demiştin ya, işte ben o zaman anladım eğer istersek, inanırsak, güvenirsek her şeyi aşabileceğimizi. Çünkü biliyorum ki aslında o an yanımda olsan, sarılırdık birbirimize ve geçerdi. Ama uzaktasın sevgilim. Tek yapabileceğim şey inanmak ve güvenmek.

   Nefesim, sensiz yapamam biliyorsun. Çok özlüyorum. Ama en çok da gülüşünü özlüyorum. Özlemin en koyusu senin gülüşünde saklı. O gülüşü görmeden yaşamak öyle zor ki. Damarlarıma işlemiş, bağımlısı olmuşum gülüşünün. Ve özlemin en güzeli gözlerinde saklı erkeğim. En mavisi, en derini. Orada yıllara meydan okuyabilecek, asla solmayacak ve asla bitmeyecek bir aşk var. Senin aşkın.

Seni seviyorum.
Hep benimle kal.

   Ben hep yanındayım Sana sandığından daha yakınım ben, bakma böyle uzak kalışımıza. İmkansız değil aşkımız, yeter ki yüreğinin bir köşesinde, her zaman yer ver bana. Seni, aşkların bir sakız gibi çiğnenip şekeri bittikten sonra atıldığı dünyada, mucizelerden umudumu kesmişken buldum ben. Şimdi nasıl kaybederim, nasıl vazgeçerim bu aşktan? Bana ihtiyacın olduğunda, uzun uzun gözlerinin içine bakışımı hatırla. O gözlerde maviyi gördüm hep. Uçsuz bucaksız, bana her zaman en doyumsuz aşk öyküsünü hatırlatan maviyi. Gözlerine bakarken sana dokunmanın bende yarattığı etkiyi biliyor musun? Dünyayı unutuyorum, başka bir ben oluyorum. Sadece o anın içinde kayboluyorum, sonraya dair her şey anlamını yitiriyor. Varsın olmasın yarın, ne çıkar? Öylece kalmak istiyorum sonsuza dek. Ya da sana dokunuşlarımın… Ah, ne büyük mutluluktur o. Dokunuyorsam sana yanı başımdasındır, bunu düşünmek bile öyle güzel ki… Teninin ateşi yakmalı beni. Her dokunuş bir ayine dönüşmeli. Yüreğimden kuşlar havalanmalı, mideme sancılar girmeli, büyük ve bitmeyecek bir tutkunun esiri olmalıyım. Sana, bende yarattığın o tarifsiz heyecanı anlatmakta zorlanıyorum. Susmalarım bundandır belki de. Sözcükleri seçerken “Bu değil” diyorum, “Bu sözcük yetmez aşkımı anlatmaya, tarif edemez içimdeki heyecanı…” Varsa soru işaretleri aklında, sil hepsini. Aşkı sorulara yüklemenin anlamı yok. Aşkım, her şeyden daha gerçek çünkü.

   Ben hep yanındayım Sana sandığından daha yakınım ben, bakma böyle uzak kalışımıza. İmkansız değil aşkımız, yeter ki yüreğinin bir köşesinde, her zaman yer ver bana. Seni, aşkların bir sakız gibi çiğnenip şekeri bittikten sonra atıldığı dünyada, mucizelerden umudumu kesmişken buldum ben. Şimdi nasıl kaybederim, nasıl vazgeçerim bu aşktan? Bana ihtiyacın olduğunda, uzun uzun gözlerinin içine bakışımı hatırla. O gözlerde maviyi gördüm hep. Uçsuz bucaksız, bana her zaman en doyumsuz aşk öyküsünü hatırlatan maviyi. Gözlerine bakarken sana dokunmanın bende yarattığı etkiyi biliyor musun? Dünyayı unutuyorum, başka bir ben oluyorum. Sadece o anın içinde kayboluyorum, sonraya dair her şey anlamını yitiriyor. Varsın olmasın yarın, ne çıkar? Öylece kalmak istiyorum sonsuza dek. Ya da sana dokunuşlarımın… Ah, ne büyük mutluluktur o. Dokunuyorsam sana yanı başımdasındır, bunu düşünmek bile öyle güzel ki… Teninin ateşi yakmalı beni. Her dokunuş bir ayine dönüşmeli. Yüreğimden kuşlar havalanmalı, mideme sancılar girmeli, büyük ve bitmeyecek bir tutkunun esiri olmalıyım. Sana, bende yarattığın o tarifsiz heyecanı anlatmakta zorlanıyorum. Susmalarım bundandır belki de. Sözcükleri seçerken “Bu değil” diyorum, “Bu sözcük yetmez aşkımı anlatmaya, tarif edemez içimdeki heyecanı…” Varsa soru işaretleri aklında, sil hepsini. Aşkı sorulara yüklemenin anlamı yok. Aşkım, her şeyden daha gerçek çünkü.

   Sahi, hatırlıyor musun ilk göz göze geldiğimiz anı? İkimizin de insanlara güvenimizin hiç olmadığı bir zamandı. Yaralanmış yüreklerimizi iyileştirecek ilaç gibi sarıldık birbirimize. Bilseydik bu kadar zor olacağını, yine yaşar mıydık bu aşkı? Yine böyle delice bir tutkuyla bağlanır mıydık birbirimize? Bence evet, söyleselerdi bize, “Sizi tahmin bile edemeyeceğiniz kadar zor günler bekliyor” deselerdi, yine de dinlemezdik. Aşk gelmişti kapımıza bir kez, reddetme şansımız yoktu, bunu biliyorduk. İnan bana hiç kimseyi bu kadar çok istemedim ben. Evet, başka aşklar da yer buldu bu yüreğimde ama hiçbiri senin gibi değildi. Gelip talan ettiler kalbimi, sonra derin yaralar açıp gittiler. Ben inandım sana. Bunca zaman sonra ilk kez, kalbimde yara açmayacak birini bulduğuma inandım. Şimdi kalbim, sadece senin için atıyor.

   Sahi, hatırlıyor musun ilk göz göze geldiğimiz anı? İkimizin de insanlara güvenimizin hiç olmadığı bir zamandı. Yaralanmış yüreklerimizi iyileştirecek ilaç gibi sarıldık birbirimize. Bilseydik bu kadar zor olacağını, yine yaşar mıydık bu aşkı? Yine böyle delice bir tutkuyla bağlanır mıydık birbirimize? Bence evet, söyleselerdi bize, “Sizi tahmin bile edemeyeceğiniz kadar zor günler bekliyor” deselerdi, yine de dinlemezdik. Aşk gelmişti kapımıza bir kez, reddetme şansımız yoktu, bunu biliyorduk. İnan bana hiç kimseyi bu kadar çok istemedim ben. Evet, başka aşklar da yer buldu bu yüreğimde ama hiçbiri senin gibi değildi. Gelip talan ettiler kalbimi, sonra derin yaralar açıp gittiler. Ben inandım sana. Bunca zaman sonra ilk kez, kalbimde yara açmayacak birini bulduğuma inandım. Şimdi kalbim, sadece senin için atıyor.

Önce öğren aşkı.
   Teslim olacaksın… Kayıtsız şartsız teslim olmayı gerektirir aşk. Bir yanın aşkta, diğer yanın başka tarafta olmaz. Beynen, kalben, ruhen, bedenen teslim olmayı bileceksin. Her şeyinle aşka adayacaksın kendini. “Canım yanar” diye düşünmeyeceksin. Aşk bu, yakabilir canını. Ama sen bunu göze almazsan, dünyanın en büyük mutluluğunu yakalayamazsın. Hem, gülü koklamak isteyeceksen dikensiz olsun diyemezsin. Olmaz öyle şey, gülü seveceksen, dikeninin batabileceğini de bileceksin.
   Korkmayacaksın… Hiçbir aşk, “Şu gün bitecek” diye başlamaz. Aşk, sözleşmelere bağlanamaz. “Önce sen aşık ol, sonra ben olurum” diyemezsin. Yüreğini ardına kadar açacaksın. Yaralanma olasılığın vardır ama unutma ki o yürek, aşksız atmaz. Aşksız atan yüreğe, yürek denmez. “Terk ederse, aldatırsa” diye düşünüp kendine zehir etmeyeceksin hayatı. Şüphe, hem aşkın hem de insanın düşmanıdır. Yaşayabildiğin kadar yaşayacaksın. Sonu acı bitmiş olsa da şükredeceksin; o güzel günleri yaşadığın için.
   Çalışacaksın… “Aşık oldum, hadi bakalım ne olacaksa olsun” demeyeceksin. İştir aşk, uğraştır, emektir. Uğraşacaksın, çalışacaksın. Sen aşka ne kadar çok değer verirsen o da seni o kadar mutlu eder, bunu unutmayacaksın. Asıl iş, aşık olduktan sonra başlıyor zaten. Aşk, küt diye çıkar karşına, reddedemezsin. Öyle bir gücün yok. Ama aşkı yaşatabilme gücün var. Üşenmeyeceksin, usanmayacaksın.
   Koruyacaksın… Aşk senin en değerli varlığındır, gözünden bile sakınacaksın. Nadide bir çiçek gibi en değerli vazoda, paha biçilmez bir mücevher gibi en gizli kasada tutacaksın. Dalgalanmalara açık bir duygudur aşk. Korumazsan kırılır, kaybolur. Saklamazsan çalarlar, üzülürsün.

Önce öğren aşkı.

   Teslim olacaksın… Kayıtsız şartsız teslim olmayı gerektirir aşk. Bir yanın aşkta, diğer yanın başka tarafta olmaz. Beynen, kalben, ruhen, bedenen teslim olmayı bileceksin. Her şeyinle aşka adayacaksın kendini. “Canım yanar” diye düşünmeyeceksin. Aşk bu, yakabilir canını. Ama sen bunu göze almazsan, dünyanın en büyük mutluluğunu yakalayamazsın. Hem, gülü koklamak isteyeceksen dikensiz olsun diyemezsin. Olmaz öyle şey, gülü seveceksen, dikeninin batabileceğini de bileceksin.

   Korkmayacaksın… Hiçbir aşk, “Şu gün bitecek” diye başlamaz. Aşk, sözleşmelere bağlanamaz. “Önce sen aşık ol, sonra ben olurum” diyemezsin. Yüreğini ardına kadar açacaksın. Yaralanma olasılığın vardır ama unutma ki o yürek, aşksız atmaz. Aşksız atan yüreğe, yürek denmez. “Terk ederse, aldatırsa” diye düşünüp kendine zehir etmeyeceksin hayatı. Şüphe, hem aşkın hem de insanın düşmanıdır. Yaşayabildiğin kadar yaşayacaksın. Sonu acı bitmiş olsa da şükredeceksin; o güzel günleri yaşadığın için.

   Çalışacaksın… “Aşık oldum, hadi bakalım ne olacaksa olsun” demeyeceksin. İştir aşk, uğraştır, emektir. Uğraşacaksın, çalışacaksın. Sen aşka ne kadar çok değer verirsen o da seni o kadar mutlu eder, bunu unutmayacaksın. Asıl iş, aşık olduktan sonra başlıyor zaten. Aşk, küt diye çıkar karşına, reddedemezsin. Öyle bir gücün yok. Ama aşkı yaşatabilme gücün var. Üşenmeyeceksin, usanmayacaksın.

   Koruyacaksın… Aşk senin en değerli varlığındır, gözünden bile sakınacaksın. Nadide bir çiçek gibi en değerli vazoda, paha biçilmez bir mücevher gibi en gizli kasada tutacaksın. Dalgalanmalara açık bir duygudur aşk. Korumazsan kırılır, kaybolur. Saklamazsan çalarlar, üzülürsün.